Çeşitli Görüşler

İdam Cezası

"İdam cezası olmalı" görüşünün, imza edilen sözleşmeler icabı Türk hukuk sistematiğinde uygulama alanının olamayacağı malum. Bir tarz gaz alma durumu doğrusu. Üstelik suç çeşidi çoğaltılıp, ceza artırılınca suç ve suçluda azalma olmaz. Bu, insanlık tarihinde milyonlarca defa test edilmiş bir iki kere iki dört hadisesidir.

Bilakis ceza kabarınca suç, yeraltına sızar ve ikiyüzlü, kurnaz, içten pazarlıkçı tipler klonlanır.

Üstelik suç yollarına parke döşemiş devletlerin suça ceza kesmeleri aymazlık ve densizliktir.

Bundan daha densizce bir şey söylenecek ise, o da şudur ki,

"Henüz girmiş on üç on dört yaşına, edalı işveli köylü güzeli" türküsüne akşamları DEVLETİN TELEVİZYONU TRT'de alkış tutanlar, on üç on dört yaşındaki çocuğa yönelik eğilimleri lanetlerler!

Hata

"Hata ve ayıbına, acizlik ve zayıflığına ihtimal vermediğimizden vebadan kaçar gibi kaçmak lazım. Zira o, tarihin en kadim hilesi ile bizi insanüstü olduğuna inandırmıştır ki, ilk fırsatta tepenmize binmesi kaçınılmazdır."

Çözülme

Görev yaptığı resmi kurumun kapısından girdiği anda din, ideoloji, ırk, hısımlık, dostluk, yandaşlık, karşıtlık adına, iş esnasında zihni ve fiili çelici her ne var ise topuna birden kapı önünde el sallayamamak ve onları içeri alma çürüklüğü bir facia.

Dindar diyorsun bakıyorsun bu var.

Ocu bucu şucu fark etmiyor ucundan kıyısından ortasından bulaşıyor bir biçimde...

Bunu çözmedikçe çözüm çözüm çözüleceğiz.

Kaliteli Hayat

Kaliteli bir hayat için şu kelimeleri azalta azalta yok etmemiz gerekiyor: "Ama, fakat, lakin, şu kadar ki, ne var ki, gerçi, ancak"

Korku İktidarı

Önce korktuk komşunun tarlamızdaki üç kuruşluk arpayı çalması ihtimalinden. Enteresanı komşu da korkuyordu bizden; atı vardı, bir de ineği. Korkularımızdan yaşamlarımız çekilmez hale gelince dedikodusunu yapmaya başladık halimizin. Duydu uyanığın biri ve zıpladı üstüne kondu korkularımızın. Dedi ki: 'Kim kime saldırırsa canına okurum. Haksızlığa gelemem. Akıllı durun, birbirinizin atına arpasına göz dikmeyin. Fena yaparım.'

Ondan, birbirimizden korktuğumuzdan daha fazla korktuk. arpa ekmeği yaptık, doyurduk onu. Atımızı altına verdik. Gezmelerde o vardı. Çoğaldıkça korkumuz, adına saygı dedik ve daha fazlasını verdik. Biz verdikçe, o hakkaniyetle korudu birbirimizden bizi. Biz korundukça birbirimizden, birbirimize veremediklerimizi o aldı bizden.

Temelsiz Muhakeme

O bir muhakeme üstadı olsa, bir analitik canavarı ya da, dağarcığında veri olmaz ise olmaz olasıca aptallık ürünü heyulasını kalın bağırsak tünel ağzından maddi gerçek diye püskürtür tüm hakkaniyet özlemlilerinin tepesine...


Önce veri olacak.
O veri ayıklanacak, saflaştırılacak, anlaşılabilirleştirilecek...

Sonra muhakeme.

"Ne oluyor bu dindarlara?" "Bu mu din?" "Bu ölümler, öldürmeler, kafa kol kesmeler" sorularının cevabı burada.

1400 yıl önce kaşık vardı da, kaşığı kullanmayan "tu kaka" ilan eden bir peygamber mi vardı?
Beton vardı da "şeytan icadı" muamelesi mi gördü?
Bilişim, teknoloji vardı da felsefesi mi yoktu?
İletişim aygıtları vardı da sırtını dönüp, güvercinler mi tercih etti ya da?

Daha önemlisi, 70 milyon birlikte yaşanan bir ülke mi vardı?

1400 yıl önceye ait bir coğrafi bölgenin yaşam alışkanlıklarını, o coğrafi bölgenin örfünü, giysisini, kapkacağını, helasını 1400 yıl sonra "din budur" diye yazar çizer sunumlarsan, at izi it izine karışır!

1400 yıl önceden 1400 yıl önce de mevzu iman idi. İman da insan doğanların, insan kalmalarına yönelik bir telkinden ibaretti.

Dünyanın en saçma görüşü, nato kafa, teslimiyetçi bir kafanın sorgusuz itaatinden daha değerlidir.

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !